Foseptik Çukuruna Ciğer Asan Sanatçılarımız

Foseptik Çukuruna Neden Ciğer Asılır?
Kıssadan Hisse
” Özellikle gurbette yaşayan memur aileler, okulların tatile girmesiyle birlikte köydeki evlerine gider, tatili orada geçirirler.
Köy yerlerinde altyapı olmadığı için foseptik çukuru olur.
Yaz tatili bittiğinde, evden çıkmadan önce, aile tüm hazırlıklarını tamamlar ve en son bir kuzu ciğerini de ipe bağlayıp, tuvaletin çukurunun üzerine asardı…
Temmuz başında tekrar köye döndüğümüzde foseptik çukurunun tertemiz ve bomboş olduğunu görürdük…
Bir gün anneme sordum :
“Anne, biz neden bunu yapıyoruz ?”
O da izah etti :
” Burada asılı olan ciğere, bir müddet sonra kurtçuklar üşüşür. O kurtçuklar ciğeri yer ve çoğalırlar. Onlar çoğaldıkça ciğer azalır.
Bir gün kurtçuklar ciğeri tamamen yer bitirirler ve aşağıya düşerler. Bu sefer oradaki pislikleri yemeğe başlarlar…
Kurtçuklar yine çoğalmaya başlarlar; bu defa da oradaki pislikler azalır, gün gelir, o çukurdaki pislikleri de yer bitirirler…
Aç kalan kurtçuklar, en sonunda birbirlerini yemeğe başlarlar… Nihayet, onlar da biter ve kuyu tertemiz olur yavrum…”
Menfaat grupları arasında son yaşanan çıkar çatışmalarını gördükçe, aklıma, o evin lağım çukurunun tepesine asılan ciğer geldi…
Üzülerek söylüyorum. ama, vaziyetin aynen böyle olduğu kanısına vardım… ”
”Yıllar evvel bir ciğere saldırdılar..
Saldırdıkça da çoğaldılar.
Şimdi Ciğer bitti,
ve lağım çukuruna düştüler…
O kadar açtılar ki, oradaki pislikleri de yediler…
Doymadılar…
Şimdi birbirlerini yiyorlar…
Yakında tertemiz olacak her yerler”….
Kıssadan hisse diyerek, Facebook da dolaşan bir öyküyü paylaştım sizlerle.
Bu ülkenin tepesine bir ciğer sallandıramazsak Barboros Şansal’ın ülkeyi terkederken miras bıraktığı deyimiyle “bokumuzda boğulmak” üzereyiz.
Kadına çocuğa hayvana tecavüzler ,hunharca cinayetler, doğa isyanda Marmara denizi salyalar yüzdürerek ölüyorum diye sinyal veriyor.Salda gölü işgal altında kararıyor.Mafya-Siyaset kurtçuklar misali birbirini yiyor. Pandemi yasakları dayatılarak yaşamdan tasnif edilen müzisyenler intihar ediyor.Gelecek korkusunu da geçtik bugün nasıl ayakta sağlam kalacağız derdine düştük.Öfkeli bir yalnızlaşmaya mahkum edildik.
Bir rivayete göre doğu bloku ülkeleri tarumar edilip yıkıldığında o ülkelerin vatandaşlarına sormuşlar “ülkeleriniz elinizden giderken siz ne yapıyordunuz” cevap “dizi izliyorduk” olmuş.
Sonumuz benzemesin ama, biz de şimdi televizyonlarda gündüzleri adeta kadına düşman kadın kuşaklarında kim kime kaçmış çocuklar kimden, akşamları da dizim dizim dizi izleyip gün dolduruyoruz.
HİÇ Mİ UMUT YOK ?
Her güne sinir zıplatan bir haberle uyansak da yüzümüzü güldürenler yok mu?
Aerobik jimnastik dünya şampiyonasında altın madalya kazanan kızımızAyşe Begüm Onbaşı, Avrupa basketbolunun kulüpler düzeyindeki bir numaralı organizasyonu Euroleague finalinden şampiyonlukla çıkan Anadolu Efes (Efes Pilsen) basketbol takımımız, dünyanın çeşitli yarışmalarından madalyalarla dönen İstiklal marşımızı okutan bütün sporcularımız bir anlık da olsa yüzümüzü güldüren gururlarımız oldular.
O mafyalı silahlı derin dizilerin arasında umutla sarıldıklarımız da oldu.
‘Alev Alev’ dizisinin Cemre’si Demet Evgar, ‘Masumiyet’ dizisinde Deniz Çakır her bölümde bir sosyal sorumluluk pojesi gibi kadın sorunlarını dile getirdiler.
Hazal Kaya bekaret kontrolü sahnesini canlandırmayı kabul etmeyerek.Deniz Akkaya kızıyla kurduğu iki kişilik muhteşem ailesini babalığını değil de toplumun köhnemiş kurallarını öne koyarak bozmaya çalışan etkisiz eleman kızının babasına karşı verdiği mücadeleyle, Yeşim Salkım işsiz kalmayı, yapılan saldırıları, hakaretleri göze alıp lafını esirgemeden her adaletsizliğe meydan okuyarak, Hakan Altun eğlence sektörünün bitirilme noktasında starların sessizliği sürerken Atamızın fotoğrafını arkasına asarak sessizce çok şey anlatan gitarının tellerini keserek, Ezgi Mola seri tecavüzcü serbest bırakılan Musa Orhan’ a şerefsiz dediği için 2 yıl 4 aya kadar hapsi istenen davada vicdan sahibi herkesi arkasına alarak, İYİYİ KÖTÜDEN AYIRAN VİCDANDIR SÖZÜNÜ hatırlatıp bu ülkede hala kötülüğe adaletsiz sisteme direnen insanlar olduğunu hatırlatıp, foseptiğe ciğeri asıp temiz aydınlık yarınlara umut oldular.
Her başı sıkışanın kurtarıcı olarak sarıldığı her derde deva olmak için yurdun dört bir yanında ‘AHBAPLAR’ ağı kuran Haluk Levent ise iyiliğin siyaset üstü olduğunu, vicdanın partisi siyaseti olmayacağını yüzümüze çarparak umutsuzlara umut oluyor.
Umut olmasa yaşanmaz, İyi ki varsınız sanatçılığın bir duruş olduğunu hatırlatanlar.
Dünyada değişmeyen tek şeyin değişim olduğunun bilinciyle kurtçukları, birbirilerini yedikleri bok çukurunda bırakıp tertemiz günler için yüzümüzü güneşe aydınlık yarınlara çevirip umutları yeşerten güzel insanlarımıza sıkı sıkıya sarılalım.
HEP BERABER UMUTLA DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ